🌕 Su Ve Hayat Nedir Kimya
JqxaAE. H2O formülü ile gösterilen su hayatımızın vazgeçilmez içeceğidir. Sağlıklı yetişkin bir bireyin günde en 1,5 L tüketmesi gereken su Dünya’da malesef az bulunmaktadır. Su döngüsü sayesinde suyumuz sürekli temizlenmekte ve Dünya’nın değişik yerlerine taşınmaktadır. Buna rağmen Dünya’da su dağılımının eşit olduğu KAYNAKLARIDünya’da su değişik fiziksel hallerde bulunur. Atmosferde buhar halinde, kutuplarda ve yüksek dağlarda buzullar halinde ve deniz, göl, nehir, yeraltı sularında ise sıvı haldedir. Dünya’da bulunan suların hepsi içilebilir nitelikte değildir. Bu nedenle sular ve kaynakları tatlı su ve tuzlu su olarak iki ana gruba sular Dünya’daki toplam suyun % 3 ü dür. Tuzlu sular Dünya’daki toplam suyun % 97 kütlece % 0,05 den az tuz içeren sular tatlı su, kütlece % 0,05 den fazla tuz içeren sular tuzlu su olarak Sular İçme suyu olarak kullanılamayan tuzlu su Dünya’da bulunan suların % 97 sini oluşturur. Dünya’daki tuzlu su kaynaklarıOkyanuslarDenizlerTuz Sular Dünya’daki su kaynaklarının ancak % 3 ü tatlı sudur. Tatlı su kaynakları ve tatlı su içindeki oranları şöyledirBuzullar % 68,3Yeraltı suları % 31,4Yerüstü sularıdır % 0,3Buzullar Yaz kış erimeyen kar ve buz kütleleridir. Buzullar kutup bölgelerinde ve yüksek dağ tepelerinde bulunur. Tatlı su kaynaklarının % 68,3 ünü oluştururlar. Yeraltı suları Yüzeyin altında sabit veya hareket halinde olan sulardır. Tatlı su kaynaklarının % 31,4 ünü oluştururlar. Yerüstü suları Göller, akarsular ve bataklıklardır. Tatlı su kaynaklarının % 0,3 ünü Okyanus suları tuzlu sudur. Tuzlu suyun büyük kısmı okyanuslardadır. Buzullar ve yer üstü suları tatlı sudur. Tuzlu suyun oranı tatlı suyun oranından bir hayli fazladır. I en büyük olmalıdır. Tatlı suların yaklaşık % 68 ini de buzullar oluşturur. Yer üstü tatlı suları ise buzullardan daha azdır. Verilen su miktarları arasında l > ll > III ilişkisi Kaynaklarının KorunmasıDünya’da tatlı su kaynakları hem az hem de dağılımları da farklıdır. Dünya’nın bazı bölgelerinde su israfı çok yüksek iken bazı bölgelerinde ise kıtlık çekilmektedir. Sanayinin gelişmesi ve bilinçsiz atıklarla tatlı su kaynakları hızla kirlenmekte ve kullanılabilir tatlı su kaynağı olma özelliğini kaybetmektedir. Bu nedenle her yıl yaklaşık yüzbinlerce insan ishalli hastalıklar yüzünden ölmektedir. Su değerli ve az olduğundan tatlı su kaynakları korunmalı ve su kullanımında israftan israfını önlemek için aşağıdakiler su sızdırmayacak veya damlatmayacak şekilde küveti su ile doldurma yerine duşla yıkanma tercih olurken, elleri yıkarken, dişleri fırçalarken musluk açık ve balkon gibi yerler hortumla değil silerek veya kova ve sünger kullanarak sulaması buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşam saatlerinde ve bulaşıkları elde yıkama yerine makinede yıkama tercih BileşimiSert SularSertlik DerecesiSert Suların Olumsuz EtkileriSert Suların YumuşatılmasıSu ArıtımıSu Arıtım AşamalarıEvlerde Su Arıtımı
Oluşturulma Tarihi Mayıs 04, 2021 0218Kimya bilimi alanında kullanılan bilim dalıdır. Birçok kişi kimya biliminin incelediği tüm konuları bilmeyebilir. Kimya biliminin incelediği konular, kimya kelimesinin ne anlama geldiği ve ne işe yaradığı bilinirse ilgili kişiler yaşam alanlarında gerekli görülen noktalarda bu alanı rahatlıkla kullanabilir. İşte, merak edilen tüm alanı üretimde, tekniklerde ve uygulamada kullanılan bilimdir. Bu alana ilgi duyan kişiler üniversitenin ilgili bölümü olan kimya bölümünde eğitim alabilir. Bu bölüm maddeleri, enerjiyi ve etkileşimi Nedir?Kimyanın ne işe yaradığı ve biliminin hangi konuları incelediği alanına giriş yapmadan önce kimya kelimesinin terimsel anlamının bilinmesi kelimesi Türkçede mecazi anlamda az bulunan, çok değerli şey, üstün özellikler taşıyan anlamlarında ise kimya, evrendeki maddelerin ana yapısını, bileşenlerini, çözümlemeleri, dönüşümleri, birleşim ve üretim yöntemlerini konu alan bilim bir maddenin yapısını, bileşenlerini, özelliklerini, etkileşimlerini ya da tepkime gibi durumları araştıran ve uygulayan bir tamamen var olan madde ile ilgilidir. İlgili olan maddenin her bir zerresini kimya bilimi bilimi kendi içerisinde belirli dallara ayrılabilir. Bu dallar incelediği alan konuları ile ilgilidir. Örneğin organik kimya, biyokimya ya da analitik kimya bu bilimin bilimi diğer birçok alan ile ilişkilidir. Kimya bilimini anlayabilmek için biliminin temelini oluşturan madde kavramının çok iyi algılanması Ne İşe Yarar?Kimya maddeyi tanımayı, anlamayı, onu çözmeye yarar. Madde çözüldüğünde maddenin oluşturduğu her olgu da dünyada sayesinde herhangi bir maddenin bileşenleri öğrenilir. Bu bileşenlerin niteliği, niceliği, özellikleri de konu içine alınır. Bu sayede araştırılan madde ile ilgili her şey kimya sayesinde bilinir ve anlama ve çözme konusunda ilgili madde ile ilgili deneyler yapılır. Böylece işin içinde deneysel yöntem olduğu için geçerliliği mevcuttur. Örneğin zeytinyağı maddesi ile su maddesi aynı bardakta birleştiğinde zeytin yağının suyun üzerinde kaldığı deney sonucunda kanıtlanmıştır. Su maddesinin yapısı ve zeytin yağı maddesinin bileşeni ile ilgilidir. Bu kimyanın örnekte de anlaşılacağı gibi kimya bilimi maddeleri çözmeye ve anlamaya yarar sağlamaktadır. Evrende varlığını sürdüren her madde deneysel yöntem ile kimya bilimi sayesinde Bilimi Neyi İnceler?Kimya biliminin çeşitli dallara ayrılması incelediği konuları bölmesi anlamına gelir. Kimya biliminin dalları kimyanın incelediği konuları da kolay ve anlaşılır, pratik bir hale olarak kimya bilimi elbette ki maddeyi inceler. Maddeyle ilgili olan yapıyı, özelliği, bileşimi inceler. Değişikliklere bakar. Benzerlikleri istatistik veri olarak not alır. Ayrı ayrı maddeleri tek tek incelediği gibi ilgili maddelerin birbiriyle etkisini de ve kullanılan yöntemler sonucunda belirli bir veri elde edilir. Bu veri yasalara uygun bir şekilde bilim dalını oluşturur. Madde kavramının daha iyi anlaşılması için maddeye örnekler verilmesi kimyanın incelediği maddeye örnek olarak taş, toprak, su, hava, kurşun, demir gibi her şey maddedir. Buradan da anlaşılacağı gibi maddeye sonsuz örnek bilimi sınırsız denecek çok sayıda olguyu inceler. Bu olguları maddelere bağlı olarak incelemeye alır. Maddeler bazen çeşitli şekillere dönüşebilir. Bu dönüşüm şekilleri de kimyanın inceleme altın, bakır gibi maddeler de kimyanın inceleme konusudur. Örneğin sabun bir maddedir. Sabun maddesi incelenebilir. Bu incelemeyi kimya alanında uzman bireyler yapabilir. Sabunun nasıl oluştuğu, bileşenleri, çözeltileri tek tek araştırılır. Deneyler sonucunda her olgu kimyanın sabun ile ilgili araştırma konusunu verilen örnekten de anlaşılacağı gibi kimya bilimi evrende var olan her maddeyi inceler.
Su ve Yağ Birbirine Neden Karışmaz Moleküllerinin Yapıları ve Yoğunluk başlıklı yazımızda sizlere bu konuda detaylı bilgi vermeye çalışacağız. Eğer daha fazla bilgiye ihtiyacınız olursa sitemizde arama yaparak bu bilgilere ulaşabilirsiniz. Şimdi yazımıza geçelim. Petrol döküntüleri ve salata sosları önemli bir bilimsel ders göstermektedir Yağ ve su karışmaz. Bu fenomenin nedenleri, bu maddelerin her birini oluşturan en küçük parçacıklarla ilgilidir. Su ve yağın moleküler yapısı, birbirleriyle nasıl etkileştiklerini belirler. Popüler inanışın aksine, yağ ve su birbirini itmez. En temel özelliklerine bir bakış neden ayrıldıklarını gösterir. Bu kısa girişten sonra şimdi konuyu biraz daha detaylandıralım ve Moleküllerin PoleransızlığıSu ve Yağ Birbirine Neden Karışmaz Moleküllerinin Yapıları ve Yoğunluk başlıklı yazımızda biraz daha detaya indiğimizde sizlere şunları aktarabiliriz. Su ve yağ etkileşimi, su moleküllerinin elektrik yükünden kaynaklanır. Bir su molekülü iki hidrojen atomu ve bir oksijen atomu içerir, dolayısıyla bilimsel adı “H20”. Hidrojen atomları, molekülün bir ucunda pozitif bir elektrik yükü yayar ve oksijen atomları diğer tarafta negatif bir elektrik yükü bırakır. Bu nedenle bilim adamları su moleküllerini “polar” olarak etiketliyorlar. Yağ molekülleri bir yük içermez, yani polar alanına ait Su ve Yağ Birbirine Neden Karışmaz Moleküllerinin Yapıları ve Yoğunluk konusu hakkında daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz. Bunun için gerek sitemizden gerekse farklı kaynaklardan araştırma yapabilirsiniz. Yazımıza devam edecek olursak şunları da aktarabiliriz. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Yazımıza şöyle devam edebiliriz. Negatif yüklü atomlar pozitif yüklü olanları çeker. Böylece, bir su molekülünün sonundaki negatif yüklü oksijen atomu, bir başka molekülün sonundaki pozitif yüklü hidrojen atomlarını çeker. “Hidrojen bağı” adı verilen bir bağlantı oluştururlar. Su moleküllerinin elektrik yükü nedeniyle, yağ molekülleri suya diğer yağ moleküllerine göre daha güçlü bir çekim gösterir. Bu yüzden yağ, suya az miktarda girdiğinde ince bir film oluşturma eğilimindedir. Yağ molekülleri, birbirine bağlı sıkı bir yağ molekülleri topu oluşturmak yerine, suya yapışmak için yayılmaya çalışır. Polariteleri nedeniyle, su molekülleri birbirlerine karşı yağ moleküllerine göre daha güçlü bir çekiciliğe sahiptir. Yağ molekülleri suya bağlanmaya çalışır, ancak su moleküllerini birbirine bağlayan hidrojen bağları, içeri girmelerine izin vermek için çok güçlü kalır. Suyun yüzeyi boyunca çekilirse, her bir yağ molekülü kendini suya tutturmaya çalıştığından, yağ molekülün kalınlığında bir tabaka halinde yayılır. Suda çalkalanırsa, yağ molekülleri ayrı toplar halinde oluşur, çünkü su moleküllerini bir arada tutan bağlar, içeri girmelerine izin verecek şekilde kolayca kırılmaz. Son olarak bu konu hakkında geçmişte birçok araştırma yapıldığı gibi bundan sonra da araştırmalar yapılmaya devam edecek ve yeni bilgiler bizlere ulaştırılacaktır. Bilgiyle kalın… Sponsorlu Bağlantılar
“Deterjanlar, boyalar, gübreler, böcek öldürücü ilaçlar, H2SO4, HCI, NaOH, Na2CO3, ağır metal katyonları sularda en çok kirlilik oluşturan maddelerdir.” Doğal çevrenin önemli bir kısmını oluşturan çeşitli su ortamlarının akarsu, göl ve denizler ve ayrıca içme sularının çeşitli etkenlerle, insan başta olmak üzere diğer canlıların yaşamının olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Gübrelerdeki kimyasal maddeler topraktan akarsulara karışarak su kaynaklarında ve denizde toplanarak ötrafikasyona neden olur. Ötrafikasyon Göl ve nehirlerde Ötrafikasyon sulardaki bitkilerin hızla büyüyerek sudaki tüm oksijeni bitki, hayvan ve mikro organizma kullanmasına yol açar ve sonuç olarak sudaki yaşam sona erer. Kısaca gelişmesinin çoğalmasıdır. Zararlı böcekleri öldürmek için kullanılan zehirli ilaçlar yararlı canlıları da öldürmekte, bu tür ilaçların kullanıldığı tarlalardaki ürünleri yiyen hayvanlar da zehirlenmektedir. Ötrafikasyona temelde fosfor fazlalığı yol açar. Ayrıca azotlu gübreler sudaki azot oranını arttırır. Suda oluşan azot bileşikleri amonyak ve amonyum iyonunun balıklar üzerinde zararı büyüktür. Bu konuda çok bilinen bir örnek DDT Diklor-Difenil-Trikloretan ile zehirlenme olayıdır. Böcek öldürmede kullanılan bu zehirli kimyasal bileşik doğada kolayca yok olmaz. Sulara karışarak önce küçük su canlılarının, sonra onları yiyen balıkların vücuduna geçer. Beslenme zinciri boyunca ilerledikçe DDT balıkların vücudunda, yoğunluğu artarak birikir. Böyle balıkları yiyen insanlar tehlikeli miktarda DDT almış olurlar. Bunun sonucunda kanser ve sakat bebek doğumları gibi olaylar ortaya çıkabilir. Pek çok gelişmiş ülkede DDT kullanımı yasaklanmıştır. Ama zararının pek iyi bilinmediği az gelişmiş ülkelere satmak için, gelişmiş ülkeler DDT üretimini sürdürmektedir. insan ve diğer canlıların sağlığına zarar veren diğer diğer bir su kirleticileri ağır metallerdir. Ağır metallerin kirletici kaynakları evsel ve endüstriyel atıklardır. Suları kirleten en önemli kirletici gruplardan bir tanesi petrol türevleridir. Petrol ve türevleri çoğunlukla petrokimya endüstrisi rafineleri ve taşımacılık yapılan yerlerde sulara karışmaktadır. Bu kirlilik su ortamındaki tüm yaşam yok etmektedir.
DerslerKimyaSu ve Hayat KonularıSınavlara ve derslere çalışmanın en kolay yoluÜcretsiz hesabını oluştur, kazandığın soru sorma haklarınla ve video konu anlatımları ile sınavlarına, derslerine hazırlan!KAYDOL VE ÜCRETSİZ DENE
su ve hayat nedir kimya